SağlıkSağlıklı Beslenme

Beslenme ve Spor Kalp Hastalıkları Riski ve Yaşlılığı Nasıl Etkiler?

Son yıllarda yapılan araştırmalarda ortaya çıkan bilimsel bulgular, yeterli ve dengeli beslenmeyi, düzenli spor yapmayı ve sigara içmemeyi odak noktası haline getiren bir yaşam biçimi izlendiğinde, özellikle şu hastalıkların önlenmesi, geciktirilmesi ve denetim altında tutulması şansını arttırdığını göstermektedir:
* koroner kalp hastalıkları
* kanser
* hipertansiyon
* şeker hastalığı
* osteoporoz (kemik erimesi)
Bunların ilk üçü, özellikle gelişmiş ülkelerde ölüme neden olan hastalıkları başında gelmektedir. Daha çok yaşlılarda görülen kemik erimesi hastalığı ise, kaynamayan kemik kırıklarına neden olup, yaşlılık dönemini yatağa bağımlı sürdürmeye yol açabilir.

kalp hastalığı ve beslenme
kalp hastalığı ve beslenme

Kalp Hastalığı ve Yaşam Tarzı

Kalp, günde ortalama 100.000 defa kasılıp gevşeyerek, bedenimizin her bölümüne oksijen ve besin ulaşmasını sağladığı için, yaşamsal bir organdır. Ne var ki, kalbimiz sağlıklıyken, genellikle değerini bilmiyor, bazen bile bile hırpalayarak görevlerini yerine getirmesini zorlaştırıyoruz.
Kalp krizi geçirenlerin aniden ölümle yüz yüze geldiklerini görmüş veya duymuşuzdur. Bazılarına ikinci bir şans tanınmıştır. Ancak, birinci kriz atlatılsa bile, kalp çeşitli nedenlerden dolayı kendisinden beklenen yükü ilerde kaldıramayabilir. insanın, “atlattım” duygusuna kapılmadan, kalbini korumaya alması gerekmektedir.
Özetle, kalbimize iyi bakarsak, kalp krizi geçirme olasılığımız belirli oranlarda düşüş gösterebilir.

Türklerde kalp krizi geçirme riskleri nedir?

Bu sorunun yanıtını ararken bize “Türk Kalp Çalışması” yardımcı olacaktır. Ancak, konunun önemini vurgulamak açısından, ülkemizdeki ölümlerin önemli bir bölümünün koroner kalp hastalıkları ile bağdaştığını bilmekte fayda var.
Kalp krizi geçirme riskini artıran temel etkenlerden biri kişinin kan kolesterol düzeyidir. Kolesterol düzeyi, spor ve beslenme alışkanlıklarından etkilenmektedir. “Türk Kalp Çalışması”, uygulanan diyet tipini temel alarak ülkemizde farklı beslenme alışkanlıklarına sahip olan altı bölge seçmiştir. Bu bölgelerin seçiminde ağırlıklı olarak kullanılan yağ türü dikkate alınmıştır.
Araştırmada yer alan bölgeler; bitkisel yağ kullanımını tercih eden Ayvalık (zeytin yağ) ve Aydın (ayçiçek yağı); hayvansal yağ kullanımını tercih eden Adana, Kayseri ve Trabzon; çok çeşitli tercihleri olmasına karşın hayvansal ağırlıklı yağ tüketiminin birçok bölgeden fazla olduğu istanbul’dur.

türk kalp hastalığı
türk kalp hastalığı

Çalışmanın sonuçlarına göre, yüksek kan kolesterol düzeyine sahip olma eğilimi istanbul, Adana, Trabzon ve Kayseri’de diğer bölgelerden daha fazla gözükmektedir. Kan kolesterol düzeylerindeki fark, özellikle kırsal kesimde yaşayan insanlarda daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır.
Örneğin, Ayvalık’ın kırsal kesiminde ortalama kolesterol düzeyleri erkeklerde 149 mg/dl, kadınlarda 150 mg/dl iken, Adana’da yaşamakta olan erkeklerde ortalama 184 mg/dl, kadınlarda ise 190 mg/dl olarak belirlenmiştir.
Bu rakamları tüm bölgeler için incelediğimizde, erkeklerin %32’sinin ve kadınların %22’sinin risk altında olduğunu görebiliriz. En fazla dikkat etmesi gerekenler, kolesterol düzeyleri 240’ın üzerinde bulunanlardır, istanbul’daki erkeklerin % 20’sini ve tüm bölgelerdeki erkeklerin %10’unu bu grup oluşturmaktadır.
Kadınlara gelince, bu rakamlar oldukça düşüktür. Kolesterol düzeyi %240’ın üzerinde olan kadınlara en çok Adana’da rastlanmıştır.

Beslenme ve Spor Arasındaki Bağ

Verileri incelerken göze çarpan bir bulgu, özellikle İstanbul’da yaşayan erkeklerin, ciddi bir tehlike altında olduklarıdır. Bu bölgede yaşayan erkeklerin %48’inin kolesterol düzeyi 200 mg/dl’nin üzerinde çıkmıştır; bu da yaşamlarını kalp krizi riski ile sürdürmekte olduklarının bir göstergesidir.
Bu noktada, İstanbul’da yaşayanlar olayı tek nedene indirgemiş olduğumuzdan yakınabilirler. Ne de olsa, stres de kolesterol düzeyini etkileyen etkenler arasındadır. “İstanbul’da yaşanmakta olan stres, Türkiye’nin diğer bölgelerinden fazla” diyerek, tartışmaya olayın bu yanı da eklenebilir.

kalp demek hayat demek
kalp demek hayat demek

Bu görüşü doğru kabul edecek olsak bile, bu, birçoğumuzun risk altında yaşadığı gerçeğini değiştirmez; tek çözüm bu riski azaltacak yolların keşfedilip uygulanmasıdır. Örneğin, sorunun stres olduğuna inananlar, daha düzenli spor yapabilirler. Ya da, sigara içenler sigarayı bırakmak için çaba gösterebilirler.
En basitinden, diyet yoluyla kolesterol sorununu kontrol altına almaya çalışarak, stresin veya diğer etkenlerin etkilerini en aza indirebilirler.

Bu çalışmada ortaya çıkan çok ilginç bir bulgu ise “iyi kolesterol” olarak bilinen HDL kolesterol düzeylerinin Türklerde olağanüstü düşük olduğudur. Kolesterol bölümünde göreceğimiz gibi, HDL kolesterol düzeyi, ideal olarak yüksek olması gerekirken (35 mg/dl), ne yazık ki bizde, özellikle genetik nedenlere bağlı olarak, birçok ülke insanlarına göre düşüktür.

Eğitim ve gelir düzeyi ile kalp krizi geçirme riski arasındaki bağlantı

Aileden başlayan ve okulda devam eden eğitim, kişinin bilgisini, kültürünü, görgüsünü ve becerisini artırması açısından en etkili araçtır. Dolayısıyla, eğitim düzeyi arttıkça kişilerin daha bilinçli olmaları beklenebilir.
Peki, bu mantığa göre, kişinin eğitim düzeyi arttıkça, yaşamını kontrol altına almak için bilinçli alışkanlıklar edindiğini varsayabilir miyiz?
Yanıt: Hayır. Tersine, ülkemizde tam aksi yönde bir gelişme görülmektedir.
Özetle, Türk toplumunda, eğitim düzeyi arttıkça, kolesterol düzeyi de artmaktadır. Aynı biçimde, gelir düzeyi arttıkça da kolesterol düzeyi artmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleme eklentisini kapatın. Emeğe saygı lütfen..